Diyarbakırspor - Kasimpasa

Bu maçı ev sahibinin kazanacağını düşünmek için bir çok neden var. Her şeyden önce bu iki takım, tarafsız sahada ve seyircisiz oynasalardı bile, Diyarbakır'ın epeyce şansı vardı. Rakip savunmaları delebilen, dikine dripling meziyetlerine sahip forvetleri var. Beşiktaş ve büyük takımlarla yaptıkları öteki maçlarda savunma yapabildiklerini de şahsen bana gösterdiler. Kasımpaşa kötü takım mı? Haşa. Bence daha komple bir takım hatta. Gol organizasyonları daha kollektif, daha katılımcı. Gökhan Güleç gibi uzak mesafeden topa vurabilen, o yabancı oyuncu gibi Mehmet Yıldızlık yapabilen, Cenk gibi de ceza sahası içinde kıvrak adamları var.

Bütün bunlar, az farkla Kasımpaşa'nın lehine bir denge oluşturuyor gibi görünse bileeee...

Geçtiğimiz hafta sonunda Sivas'ın yediği ilk golü biliyorsunuz bedavadan bir penaltıyla çıkarttı. İkinci golü Kasımpaşalı neferin kendi kalesine atmış olmasından bir sonuç çıkarmıyorum, hayır. Amma, maç sonunda Yılmaz Vural'ın hafiften hakem hakkında sızlanmasını bir yere not etmek lazım. Babacan bir tebessümle itiraz ediyordu Yılmaz Vural, Sivas'ın tam da böyle bir zamanda puan araklamasını hoşgörerek...

Ne demeye çalışıyorum.

Bu lig içün Diyarbakırspor, Sivasspor'dan daha ziyade müsaadeye mazhar bir takım olarak görülüyor. Hele bu ırkçılık filan olaylarından sonra, takımı ligden çekme söylentilerinin ardından kollanma ihtiyacı daha bir aciliyet kesbeder hale geldi. Federasyon aracılığıyla devlet-i ali osmani, diyarbakırspor'a ne kadar ihtiyacı varsa o kadar kıyak yapacak, o belli. Yapılacak kıyağın da fazla sesini çıkartmayacak bir takımdan transfer edilmesi lazım. Yılmaz Vural, düşme barajının bir puan üstünde bile olsa sabah akşam hangi kombinasyon ihtimallerinde bir puanı kazanabileceğini sabah akşam hesap eder durur. Öyle bir adam. Yılmaz Vural'ın da rızasıyla bir transferin mümkün olabileceğini sanmam. Ama Feredasyon en azından Diyarbakırspor lehine bir kazancı memnuniyetle karşılayacaktır.

öte yandan, dediğim gibi, diyarbakır kendi kendine de maç kazanabileceğini daha önce gösterdi.

bu nedenlerle haftanın bağırarak gelen maçlarından biri olarak seçiyorum bunu.

Diyarbakırspor galibiyetine karşı gelmek için hiç mi neden yok? Bence en başta (Tanıl Bora Beşiktaş forvetine karşı örümcek salgısı gibi kalesini savunduğunu söylemiş olmasına rağmen) kalede Gökhan bir handikap. Öteki kaleciyi beğeniyordum ben.

Antrenmanları boykot daha da ciddi bir handikap. Beşiktaş maçına da antrenmanları savsaklayarak gelmişti takım. Diriliğinden pek bir şey kaybetmiş gibi değildi. (Tatilden apar topar celbedilen Danimarka takımının Avrupa Şampiyonu olduğunu da unutmayalım.) Ama bu sefer sahici bir handikap, çünkü onlara yeni güvenceler vermek için Ziya Doğan'ın elinde nutuk iradetmek için pek bi sözcük kalmadı. Ziya Doğan geri çekilirse, bunun sonuçları daha bariz görülecektir.

Maça tayin edilmiş hakemin de bu bağlamda bir anlamı bir ehemmiyeti var. Bünyamin Gezer hatırlanır ki, olaylı Fenerbostan-Gassaray maçını yönetmiş idi. Gezer, normal koşullarda maçı tatil etmeyi düşünebileceğini ama 52 bin kişilik stadın yıkılmasından korktuğu için devam ettirdiğini söyledi. Demek ki hakem kamuoyunun hassasiyetlerini gözeten bir inceliğe, efenime söyleyim bir eyyam alışkalığına sahip. Baskılara ve telkinlere açık bir şahsiyet demek ki kendileri. Bu hususun da kayıtlara geçirilmesi gerekir. Kendisine büyükleri tarafından herhangi bir telkin yapılmamış bile olsa, ben hazır bilet fiyatlarında da indirime gidilmiş iken Diyarbakır Stadını yıkılmaya daha müsait durumda olduğunu haber vermiş olayım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Alın size birlik beraberlik

531 Sturm Graz-Galatasaray

Mönchengladbach - Hannover 96