Alın size birlik beraberlik
Wigan-Blackburn maçı istisna, bu hafta Premier Leauge'de göze alınabilecek en makul risk bence bütün maçlarda beraberlikten yana olmaktır. Daha doğrusu yansız kalmak, tarafsız durmak, mümkünse renk belli etmemek. Wigan karşısında ise Blakburn tereddütsüz favorim. Birmingham, Tottenham, Everton, Fulham ve Aston Villa, eğrilerini zirveye ulaştırmış takımlar. Düşüş beklemiyorum. Eğrisi bi türlü bariz şekilde yukarıya devam etmese bile Blackburn'u bu beşlinin hemen peşine ekliyorum. Porstmouth ve West Ham'da değil ama Bolton'da tam takip edemediğimiz bir şeyler oluyor. Temkinli durmak lazım. West Ham'la birlikte Wigan, bu ligin en kötü takımı bence. Gol atabiliyor olmaları, ki bunun tesadüf değil aynı zamanda potansiyel olduğunu da belirtmem lazım, tek özellikleri. Lakin, savunmasızlıkları tedavi edilebilir bir hastalık gibi görünmüyor.
Mark Hughes'u gönderip yerine Mancini'yi getiren City için yanılma hakkı tanınsın isterim. Stoke, şahsen benim beğenmediğim takımlardan biri ama City de öyleydi. Beraberlik bozulacaksa ev sahibi lehine olacaktır.
Stoke'tan neden hazzetmiyorum? Bir kere şu Tuncay meselesine doğru bakmak lazım. Tuncaylı forvet, sanki, forvet oynayanların kapasitesinin toplamından daha az hücum edebilir bir noksanlığa geriliyor. Oysa tersi yani toplamı aşan bir hücum gücü beklenir. Büyük ölçüde top kullanma inisiyatifindeki dağılımının yarattığı tatminsizlikten kaynaklanan bir kayıp bu. Sanki, takımın üç golcüsü arasında ilan edilmemiş bir husumet var. Bir kere, deplasmanda tek forvet tercihi yüzünden ikisinin kulübede oturması gerekiyor. Yani birbirlerini baş belası olarak görmek için sebepleri zaten var. İçerdeki maçlardaysa, savunma ve orta saha tarafından bıkmadan usanmadan forvetlere taşınan toplar, genellikle Tuncay tarafından ve yine genellikle ofsayttan kaçılamayarak, bu ligde pek fazla görülmeyen bir Nihat'lıkla harcanıp gidiyor.
Öte yandan ama Stoke, her nasıl yapıyorsa, işleri yoluna koyabiliyor. Kim inkar edebilir; maçlar kazanabilen, az gol yiyen, cevap verebilen bir takım. Bütün hedefi ligde kalmak olan bir takım için beklentileri fazlasıyla karşılamış durumda.
Bilemiyorum yani. Bu maç bilinmeyeni ötekilerden daha fazla olan bir maç. Beraberlik beni şaşırtmaz ama City'nin, eh, hiç de cazip olmayan orandan galibiyeti elbette ihtimal dahilinde ama tuzsuz yemek tadında görünüyor.
Galip gelebileceğinden şüphelenmek, Chelsea karşısında Birmingham'a haksızlık oluyor, farkındayım. İddaa, benim yaptığım haksızlığın beş katını yapmış ve ev sahibi galibiyetine 5,5 oran vermiş. Ben, Birmingham'ın bu maçı kaybetmeyeceğini, en iddialı şekilde söylemek isterim. Tek başına beraberlik, asla Birmingham galibiyetinden daha fazla güven telkin etmiyor. Handikap olmasaydı, beraberliği değil, ev sahibinin galibiyetini tercih ederdim. Handikaplı Birmingham galibiyetini tereddütsüz işaretliyorum.
Bolton hakkında temkinli olmayı kendime tembihlemiş olmasam, Burnley'e de vefasızlık edip beraberlikten söz açmazdım. Ev sahibi galibiyeti hala mümkün ve hiç de düşük bir ihtimal değil ama açıkçası, bu maçtan beraberlik çıkarsa onu da öngörebilmiş olmayı istiyorum.
Liverpool, bir azizlik yapıp gene yenilmeyecekse, beraberlik mümkün makul ve de performans istatistiklerini doğrulayacak bir sonuç olur. Wolves kadar dişli olmayan takımlar bile Anfield Road'dan puan çıkarabilmişken benim için eşitliğin sürpriz bir tarafı yok.
Arsenal karşısında Villa'dan beraberlik beklemek aslında gayrı safi milli hasıladan pay beklemekten farksız. Bir puana kanaat getirmek gibi bir ahlakı yok iki takımın da. Ne yapalım ki; tıpkı, tam bir cenkleşme halinde cereyan edeceğini tahmin ettiğim Fulham-Tottenham maçına biçtiğim kehanet gibi, büyük ihtimal o. Bekliyoruz işte.
Hull'dan da ManU'ya karşı beraberlik performansı bekliyorum. Misafir takım galibiyeti öteki büyük ihtimal bence.

Yorumlar
Yorum Gönder