Kayıtlar

2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Alın size birlik beraberlik

Resim
Wigan-Blackburn maçı istisna, bu hafta Premier Leauge'de göze alınabilecek en makul risk bence bütün maçlarda beraberlikten yana olmaktır. Daha doğrusu yansız kalmak, tarafsız durmak, mümkünse renk belli etmemek. Wigan karşısında ise Blakburn tereddütsüz favorim. Birmingham, Tottenham, Everton, Fulham ve Aston Villa, eğrilerini zirveye ulaştırmış takımlar. Düşüş beklemiyorum. Eğrisi bi türlü bariz şekilde yukarıya devam etmese bile Blackburn'u bu beşlinin hemen peşine ekliyorum. Porstmouth ve West Ham'da değil ama Bolton'da tam takip edemediğimiz bir şeyler oluyor. Temkinli durmak lazım. West Ham'la birlikte Wigan, bu ligin en kötü takımı bence. Gol atabiliyor olmaları, ki bunun tesadüf değil aynı zamanda potansiyel olduğunu da belirtmem lazım, tek özellikleri. Lakin, savunmasızlıkları tedavi edilebilir bir hastalık gibi görünmüyor.  Mark Hughes'u gönderip yerine Mancini'yi getiren City için yanılma hakkı tanınsın isterim. Stoke, şahsen benim beğenmediğ...

Küfür gibi yayın

Resim
Siz sadece küfredilmesini mi kendinize saygısızlık sayarsınız? Ömer Üründül Mesut Bakkal'a akıl vermekle meşgul olduğu için göremedi, Erdoğan Arıkan, "Bak ne güzel maçların yayın hakkını aldık" teranesini zilyonuncu kerre tekrarlamak için fırsat aradığından yardımcı hakemin kaldırdığı bayrağı üstüne alınmadı ve Manisa-Beşiktaş maçının tabelası iki dakika sonra iptal edilen golle geri değiştirildi. Allahaşkına maç anlatırken yahut yorum dediğiniz o abuklamaları abuklarken siz hangi tarafa bakıyorsunuz? Bu yönetmen, bu resim seçici arada sigara içmeye dışarıya mı çıkıyor? Hakem golü vermiş, maç yeniden başlamış, senin elinde buz gibi ofsaytı gösteren açılar var. Nereye götürüp saklamak için kaydettindi ki o görüntüleri? Bunu, yani bu kadarcık bir şeyi yapmayacaksanız ne işiniz var orada allahaşkına. Gidin evinizde oturup büyütün karpuzları. Bi' de herkes işini iyi yapamadığından bunlardan azar işitiyor iyi mi? Boş vakit bulsalar kalelerde duracaklar, forvet oyn...

Stra-trajik bir maç

Resim
Beşiktaş kazanabileceği bir maçı kaybetti. Kazanabilecek durumdaydı çünkü son 20 dakikasında maçı 2-1'e getirmişti. Yani kazanmak için eldekini muhafaza etmek yetiyordu. Ferrari'nin sakatlanıp çıkmasından sonra Mustafa Denizli Yusuf'la topu eline geçirmek ve bir daha da rakibe vermemek gibi bir strateji fikretti. "Belki farkı bile artırabilirim" diye düşündü. Ertuğrul Sağlam ise bize sahiden hayranlık uyandırıcı driplingler gösteren Sercan'ı kenara alıp stoper bildiğimiz Ömer'i tam da onun yerine oyuna sürdü. Oyunun geri kalan kısmı, Denizli'nin değil, Ertuğrul'un tahmin ettiği gibi cereyan etti. Bir kere topun mülkiyetini ele geçirmek mümkün değildi. Daha doğrusu hala mümkün değildi. Zannım o ki, Denizli, zeminin suyunun çekildiğini ve yerden top yapmaya müsait hale geldiğini düşünüyordu. O daha yakından bakıyor, benden iyi göremediğini düşünmem ukalalık olur. Ama bir şekilde olmadı işte. Beşiktaş savunması, ceza sahasına doğru şandellenmiş i...

Duisburg-Aachen maçına dair notlar

Resim
Önce Almanya alt liglerinde oynanan maçlar için genel bir not: ertelenmeyen maçlar karla kaplı zeminde oynandı. Bu koşullar, fizik kondüsyon bakımından iyi durumdaki, devamlılığı olan, temposu yüksek takımların öne çıkacağı haftaların geldiğini haebr veriyor. Takımların ikisini de ömrü hayatımda ilk kez seyrediyor oluşum ilk beş dakika boyunca vahim bir hataya düşmeme neden oldu. Sürekli oyunu force eden siyahlıların ev sahibi ve klasmanda hayli yukarılarda bulunan Duisburg değil de Aachen olduğunu anlamam vakit aldı. Zira bu süre zarfında sahanın yalnızca bir yarısı kullanıldı. Hayırmış meğer, değilmiş. Sağlı sollu ortalardan, peş peşe şutlardan korunmaya çalışılan kale Duisburg'un kalesiymiş. Sanırsınız ki, fazlasıyla hakedilmiş bir intikama maruz. Kim kızdırmışsa bu Aachen takımını sahiden ağır konuşmuş. Karanlıkta arpayla beslenmerek tutulmuş beygirden farksızdı her neferi. 24. dakikada köşe vuruşundan gelen topu kaleye çivilemeden önce Gueye nam forvet, zaten tek başına ...

Mönchengladbach - Hannover 96

Bu adının yazımı zahmetli takım, yani Mönchengladbach, geçen hafta Bayern'i hem de deplasmanda kıpırdayamaz konuma soktu. Juventus'u deplasmanda haşat edip dönem Bayern ne yapacağını bilemez haldeydi. Maç da öyle top bi o kalede bi bu kalede gibi oynanmadı yani. Birbirini tamamen dengeleyen, karşılıklı ataklar ve orta saha didişmesi halinde geçen bir maçtı. Şayet, bildiğimiz Bayern formasını başkalarına giydirmedilerse, Mönchengladbach nam takımın da Juventus'a deplasmanda en az dört gol atmasını beklemek hakkımızdır. Bu maçı ev sahibi takım kazanmazsa, birileri bizi fena halde işletiyor hissine kapılacağım. Hannover takımını izlemedim. Hem dünya gözüyle izlemedim, hem de bu hafta ne yapmış ne etmiş diye hiç derdim olmadı, lakin hakkında kaydedeğer övgüler işittiğimi söylemem lazım. O yüzden bu maçı fazla yazasım yok kupona aslında.

Tottenham-M. City

Resim
En güvenilir maç, seyrettiğin takımın maçıdır. Ben City'yi Chelsea karşısında seyrettim doğrusu hayal kırıklığına uğradım. Al birini vur öbürüne iki takım gördüm ben bu maçta. City için olsa olsa gol atabilen bir takım denir, iyi takım diye Tottenham'a derim. Tottenham'ı da Wigan karşısında seyrettim. Gol atma konusunda onlara bir şey öğretmeye kalkışanı allah çarpar. Takip eden maçlarda kayıplara uğramış olabilir ama zaten kanaatler tabeladan hareketle oluşmaz. Madem seyrettiğim takımlar ve mademdir ki kanaatim bu; o halde ev sahibi galibiyeti diyoruz. Üst seçeneğinden bile daha muhtemel, pek yakışıklı bir tabela gibi görünüyor bana sorarsanız.

531 Sturm Graz-Galatasaray

Ununu elemiş, eleğini asmış iki takım. Strum Graz'ın gruptan çıkma ihtimali yok, Galatasaray grup liderliğini garantilemiş. İstanbul'daki maçta Galatasaray beraberliği son dakikalarda bulduğu golle kurtarmıştı. Tehdit algılamaları eskidi, hasımlık konjönktürü dönüştü. O maça bakarak yapılacak projeksiyonlar kadük vaziyette. Ama kuvvetli oyunculardan kurulu dirençli bir takım olarak hatırlıyoruz Avusturya temsilcisini. Grupta 1 puanda kalmış olmaları benim için çok büyük bir sürprizdir. Galatasaray forveti durduk yerde gol salgılama alışkanlığına sahip. Graz da gol yemekten kaçınmayı hayat memat meselesi olarak görmeyecektir. Ayrıca Galatasaray'ınki gibi helva kıvamında savunmalara gol atabildiğini de gösterdi. Bu maça en iyi üst gider.

528 H. Berlin-S. Lizbon

Avrupa liglerinde klasmanın alt basamaklarına çöreklenmiş haldeyken son zamanlarda karakter kazanmaya başlayan bazı takımlar var. Fransa Ligi'nin dibindeki takımları istisnasız bu gruba koyabiliriz. Bu takımlar için Bundesliga'da verilecek en son örnek kuşku yok ki H. Berlin. Haftasonu daha fazla hakettiği, iki kez de öne geçtiği maçta Leverkusen'le 2-2 berabere kaldı. Şahsım için gerçek bir sürprizdir. Lakin S. Lizbon maçı, karakteri dosta düşmana göstermek için pek elverişsiz bir fırsat. Zira beraberlik ev sahibine gruptan lig lideri olarak çıkmak için yeterli gelecek. Hatta Heerenven Ventpils'i evinde yenemezse, ona da ihtiyaç yok. Bir ikinci hatta da şu ki; gruptan lider olarak mı ikinci olarak mı çıkmak daha avantajlı mevzuunda kafalar karışık. H. Berlin bu maçı takımı daha da kıvama getirecek yeni denemeler için labaratuvar olarak görecektir. Daha az gol yeme denemeleri mi olur yoksa tersi mi bilemiyorum.

524 Basel-Fulham

Gruplara kalabilmek için kazanmak zorunda olan Fulham'ın teknik direktörü Roy Hodgson, bu maçı ölüm kalım meselesi olarak görmediklerini hafta sonu oynayacakları Man. U. maçını daha çok önemsediklerini söyledi. Bu maçta yedek takviyeli bir takım bekleniyor. Bu sözler, ilk maçı deplasmanda kazanmış Basel'i iki kat favori yapıyor ama kesinlikle belli olmaz. Fulham, benim gibi Burnley karşısında da kaybetmesini bekleyenleri geriden gelerek fena yanılttı. Üst seçeneği, ev sahibinin galibiyetinden daha muhtemel.

1860 München - Augsburg

Maç, Allianz Arena'da tıklım tıklım tribünlere oynandı. Doğrusu maçın cereyanına pek yakışan bir kalabalık saymak lazım bunu. 6. dakika'da  bir kontratak sırasında onsekiz yayının berisinden Alexander Ludwig'in şutu, savunmadan da sekip şandellenince ilk yarının tek golü geldi. 1860 bu atakları bir kaç kez tekrarlayarak etkili oldu. Bunlardan birinde penaltı bile kazanmalıydılar. İlk yarının sonlarında saha içinde çıkan tartışma sonucunda 1860'ın antrenörü olduğunu sandığım şahıs hakem tarafından tribüne gönderildi. Lakin bu maça beş dakikasını ayırıp göz atacak herkes kabul eder ki, Augsburg, 1860'tan bariz biçimde daha iyi takım. Oyuncuları istekli, kuvvetli. Geriye düşmüş olmalarının da etkisi var tabi ama 1860'ı kendi sahasında deplasman takımı gibi oynamaya zorladılar. Bu gibi takımların maç kaybetmesi istisnadan sayılır. Set hücumlarında biraz sıkıntı yaşadıklarını gördüm. Maç berabere iken veya öne geçtikleri zaman nasıl oynadıklarına da bakmadan kesi...

12/12 16:30 Freiburg - Köln 2.25 3.20 3.10

Köln'ü geçen hafta Werder Bremen maçının ilk yarısında izledim. Doğrusu o maçtan puan çıkarabilmiş olmaları mucize. Bu görüntüye rağmen çıkardığım iki sonuç var. Werder Bremen kesinlikle çok üst düzey bir takım. Üzerine bahis yapmak için pek cezbedici. Köln ise canını dişine takmış takım arayanlar için bulunmaz cevher. Bu karakter, yani canını dişine takmış takım hali, içerden çok dışarıda iş yapacak bir karakterdir. Aslında konuk takımın hakimiyeti altında oynanan Werder Bremen maçını da bir deplasman maçı sayabiliriz. Her ne kadar bir "allah korudu" durumu varsa da Köln'ün yenilmemesi bu yoruma haklılık kazandırıyor gibi. Gene de, dediğim gibi allah korudu yani. Ben bu maçta Köln'ün canını dişine takarak üç puan alacağını zannediyorum.

12/12 16:30 Mönchengladbach - Hannover96 2.00 3.30 3.60

Bu adının yazımı zahmetli takım, yani Mönchengladbach, geçen hafta Bayern'i hem de deplasmanda kıpırdayamaz konuma soktu. Juventus'u deplasmanda haşat edip dönem Bayern ne yapacağını bilemez haldeydi. Maç da öyle top bi o kalede bi bu kalede gibi oynanmadı yani. Birbirini tamamen dengeleyen, karşılıklı ataklar ve orta saha didişmesi halinde geçen bir maçtı. Şayet, bildiğimiz Bayern formasını başkalarına giydirmedilerse, Mönchengladbach nam takımın da Juventus'a deplasmanda en az dört gol atmasını beklemek hakkımızdır. Bu maçı ev sahibi takım kazanmazsa, birileri bizi fena halde işletiyor hissine kapılacağım. Hannover takımını izlemedim. Hem dünya gözüyle izlemedim, hem de bu hafta ne yapmış ne etmiş diye hiç derdim olmadı, lakin hakkında kaydedeğer övgüler işittiğimi söylemem lazım. 

RC Lens - OGC Nice

Lens'ın bir süredir gösterdiği can havli enerjisi sönmüş gibi. Bir kaç hafta önceki takımdan dışarda sürpriz galibiyetler beklemek daha mümkündü. Gene de ısıran, isteyen takımların istediklerini alabildiği bir takım aranıyorsa Nice'den daha müsaiti bulunamaz. Kazara Nice öne geçer ve rakibi geride tutarak oynarsa kötü. Öyle durumlarda ortaya çıkan can havli durumu çünkü, intihara kadar götürebiliyor. Ben her iki takımın istatistiklerindeki eğrilere Lens galibiyetinin münasip düşeceğini gördüm.

İstanbul BB - Kayserispor

Ligde şampiyonluğa oynamayı sahici bir tecrübe haline getirebilmiş dört takımdan biri bence Kayserispor. Trabzonspor'u dışarda tuttuğumu farkettiniz tahminim. Daha önce Gençlerbirliği, Antep, Denizli filan gibi takımlar potaya girip girip çıktılar. Sivas, bunlardan daha da fazlasını yapabilmiş olmasına rağmen, bunu onun hanesine bir tecrübe olarak yazamıyoruz. Çünkü tecrübe, uzun vadede şampiyon olmak için neye ihtiyaç olduğunu görüp, o yönde donanım eksiklerini giderme adımları atmak demek. Kayseri kesinlikle bu tanıma uygun bir eğri çiziyor. Tolunay Kafkas, şehirke pek az seveni olduğu halde Trabzonspor'un teklifini reddederek takımda kaldı. Mehmet Topuz ve Gökhan Ünal gibi safralarından hem de onlara transfer mevsiminde rahat manevra olanakları kazandıracak bir bütçeye kavuşarak kurtuldu. Bu bütçeyi fevkalade takviyelerde, isabetle kullandı. Hatta ve hatta tepeye oynayacak bir takım oluşturma yolunda Gençlerbirliği'ne hayınlık etmekten geri durmadı. Bu kulübün tepeye o...

Diyarbakırspor - Kasimpasa

Bu maçı ev sahibinin kazanacağını düşünmek için bir çok neden var. Her şeyden önce bu iki takım, tarafsız sahada ve seyircisiz oynasalardı bile, Diyarbakır'ın epeyce şansı vardı. Rakip savunmaları delebilen, dikine dripling meziyetlerine sahip forvetleri var. Beşiktaş ve büyük takımlarla yaptıkları öteki maçlarda savunma yapabildiklerini de şahsen bana gösterdiler. Kasımpaşa kötü takım mı? Haşa. Bence daha komple bir takım hatta. Gol organizasyonları daha kollektif, daha katılımcı. Gökhan Güleç gibi uzak mesafeden topa vurabilen, o yabancı oyuncu gibi Mehmet Yıldızlık yapabilen, Cenk gibi de ceza sahası içinde kıvrak adamları var. Bütün bunlar, az farkla Kasımpaşa'nın lehine bir denge oluşturuyor gibi görünse bileeee... Geçtiğimiz hafta sonunda Sivas'ın yediği ilk golü biliyorsunuz bedavadan bir penaltıyla çıkarttı. İkinci golü Kasımpaşalı neferin kendi kalesine atmış olmasından bir sonuç çıkarmıyorum, hayır. Amma, maç sonunda Yılmaz Vural'ın hafiften hakem hakkında...