Ben demiş olayım da...


Manisa karşısında Kasımpaşa'yı, Cagliari karşısında Bologna'yı, Eskişehir karşısında Fenerbahçe'yi tavsiye edesim var. Alınan riskle ölçüldüğünde oranları hiç fena değil. Benim risk terazime göre, İddaa'nınkinin aksine, Kasımpaşa galibiyeti, Fenerbahçe deplasman galibiyetinden çok daha muhtemel. Oranların eşitlenmesi bile yetmez, yer değiştirmeli.

Öyle çünkü, Beşiktaş'la peş peşe oynadığı ve zaferimsi sonuçlar çıkardığı iki maçını izlediğim Manisa'yı güvenilecek takımlar arasına asla ve kat'a yazamam. Bence, bu lig için epeyce kendini kanıtlamış biri olarak Mesut Bakkal da bunun farkında. Daha kapasiteli başka bir takım istiyor ve istediğini alamıyor gibi bir görüntüsü var. Manisa, Beşiktaş maçları yüzünden ertelenmiş bir krize hamile.  

Eğer, Bologna karşısında Cagliari kazanırsa, benim için iki sürpriz birden gerçekleşmiş olacak. İkincisi; "İddaa'nın kendini astığı ip meğer çürükmüş" diyeceğiz. İlk sürprizi "eğer kazanırsa" derken telaffuz etmiştim de, dilim paslı tenekeye temas etmiş gibi olmuştu zaten. Cagliari'ye karşı Bologna'nın galibiyetine 2,1 gibi bir oran vermek için, bu takımın içerdeki maçlarda nasıl çıldırdığını görmemiş olmak lazım. Siz Appiah transferini de ilave bir çılgınlık olarak bunun üstüne koyun. Ne etti?...

Gelelim asıl konumuza;

Ben demiştim demeye bayılırım. Premier League'de birlik beraberlik haftası olarak müjdelediğim maç demetinden kötü bir sınavla çıktığımı kimse söyleyemez. Blacburn'un deplasmanda Wigan'ı yenememesi, evet, kabul ediyorum bankolarımdan birini aldı götürdü. Lakin, Birmingham'la Chelsea'ya karşı kazandığımız gerçek bir zaferdir. Fulham-Totthenham maçıyla ilgili tahminim iseyse, bir gün önceden yazılmış maç nakli yazısından farksızdı. Arsenal-Villa maçı da öyle. Oyun, 70 dakika boyunca işkence edilmiş bir kedi gibi sıçrayıverdi. Tabi, Fabregas'ın ikinci yarıda kenardan getirdiği ilaveyi de teslim etmek lazım.

Bu hafta sonunda da gayetle enteresan eşleşmeler var ve İddaa'nın risk tartısı bana bir kefesinden aşağıya çekiliyormuş gibi geliyor. Everton, benim şahsi meselem, Arsenal'a karşı arkasında duruyor olmamın duygusallıkla alakası olabilir; ama herhalde seçme şansı tanısalar, Aston Villa, en kolay yenebileceği rakip olarak eğer, Tavşanlı Linyitspor meşgulse, gene Wigan'ı seçerdi: Oranı 2.0.

Tamam, Chelsea karşısında olduğum kadar iddialı olamam ama ManU karşısında Birmingham'a verilen oranlar, resmen saygısızlık. Bu takımın reşit kabul edilmesi için daha ne yapması gerekiyor anlamadım. Bu maçta ManU galibiyeti asla en büyük ihtimal değil.

West Ham'a karşı Wolves'un yanında yer aldığımı söyleyerek size asıl haberimi vermiş olayım. Ya ne yapsaydım? West Ham'a mı güvenseydim? Yapmayın allahaşkına! Bir sonraki yazıda, "Ben demiştim" demeye bayılacağım bir cümleyle tarihe kayıt düşmüş olayım. Wolves bu maçı kay-bet-meeezz.

Tottenham'a 3-0 kaybettikten sonra (hatırlanır ki; ben söylemiştim) ikisi dışarda üç maçı peş peşe kazanan City'ye kolay lokma öyle mi? Mancini'yle işler yoluna girdi ha? Görürüz bakalım. Bence Mancini ilk sahici sınavına çıkıyor. Blackburn'ün arkasında durmaktan vazgeçeceksem, bu herhalde City maçı olmayacaktır. Size, gayet iyi oranlardan Blacburn yenilmez öneriyorum.

İddaa'nın listesinden çıkarılmış gördüm ama iştah kabartıcı bir maç olarak gene de anayım; Fulham'ı Porstmouth karşısında banko favori gösteriyorum ki buna kimsenin şaşıracağını sanmam. Bence Burnley de Stoke'u yener, hatta yensin ama Owen Coyle'un Bolton yedek kulübesine transferi durumu biraz karmaşıklaştırıyor. Aynı nedenle Sunderland'la Bolton'un arasına girmemek en iyisi. Bu iki maçın listeden çıkarılmasının bu transferle bir ilgisi var mı, bilmiyorum. Kesinlikle söyleyebileceğim şu ki; Bolton potansiyeli olan bir takım. Bir kaç hafta içinde çok daha iyi hale gelebilir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Alın size birlik beraberlik

531 Sturm Graz-Galatasaray

Mönchengladbach - Hannover 96